Çocuklar Gerçekte Nasıl İşler? Rosie ve Bir Annenin Öğrenme Yolculuğu
Çocuk Gelişimi6 Kasım 2025

Çocuklar Gerçekte Nasıl İşler? Rosie ve Bir Annenin Öğrenme Yolculuğu

ARTE’nin “Çocuklar nasıl işler?” belgeselinden ilhamla: çocuk beyni nasıl çalışır, oyun neden bu kadar önemli ve neden güven en iyi eğitim aracıdır?

“Bir çocuk ağladığında sabrımız tükenir. Ama belki de sorun çocukta değil, bizim bakışımızdadır.”

Bir Belgeselden Fazlası: “Comment fonctionnent les enfants ?”

ARTE’nin “Comment fonctionnent les enfants ? (Çocuklar nasıl işler?)” belgeseli, hepimizin içinde yankılanan bir soruya yanıt arıyor:

“Neden çocuklar bazen bizi çıldırtacak kadar zorlayıcı olabilir?”

Filmde tanıştığımız Rosie, üç yaşında bir çocuk.Küçük bir kıvılcım bile onu öfke krizine sürüklüyor: çığlıklar, ağlamalar, direniş…Annesi, Amerikalı yazar ve bilim gazetecisi Michaeleen Doucleff, kendini tükenmiş hissediyor.

“Sanki her gün aynı savaş yeniden başlıyordu,” diyor. “Kızımı giydirmek, dışarı çıkarmak, yemek yedirmek bile mücadeleye dönmüştü.”

Bu noktada birçok ebeveynin iç sesi yankılanır: Ben de öyle hissediyorum. Ama Doucleff, bu kısır döngüyü kırmak için alışılmadık bir yol seçer:   Kendi kültüründen uzaklaşır.

Farklı Kültürler, Farklı Çocuklar

Rosie ve annesi, dünyanın üç farklı yerine gider:

  • Meksika’da bir Maya köyü,
  • Kanada’da İnuit topluluğu,
  • Tanzanya’da Hadza kabilesi.

Ve Doucleff’in gözlemlediği ilk şey şudur:Bu topluluklarda çocuklar kural ve ceza altında değil,güven ve sorumluluk içinde büyüyor.

Hiç kimse çocuklara sürekli “hayır” demiyor. Yine de çocuklar saygılı, yardımsever ve şaşırtıcı derecede bağımsız.

“Orada anneler çocuklarını yönetmiyor, onlara alan açıyorlardı,” diyor Doucleff. “Ve en ilginç olan, bu yöntem işe yarıyordu.”

Çocuk Beyni Yetişkin Beyninden Farklıdır

Alman nörobiyolog Gerald Hüther, bu gözlemleri bilimle açıklıyor:

“Bir çocuk dünyaya iki temel ihtiyaçla gelir: bağ kurma ve yaratıcılık.”

Bağ kurma olmadan güven gelişmez; yaratıcılık olmadan da öğrenme olmaz.Ama modern dünyada bu iki ihtiyaç, çoğu zaman disiplin, mükemmeliyetçilik ve performans baskısı altında ezilir.

Hüther şöyle diyor:

“Bir çocuğu sürekli kontrol ederseniz, o çocuk düşünmeyi bırakır. Çünkü artık sadece kurallara uymayı öğrenir.”

Ve belki de bu yüzden Rosie gibi binlerce çocuk, küçük yaşta öfke ve direnişle tepki veriyor.

Onlar temelde “beni duy” diyorlar.

Öğrenme Beyinde Nasıl Gerçekleşir?

Eğitim bilimci Hannelore Faulstich-Wieland, çocuk gelişimini bir bisiklet sürmeyi öğrenmeye benzetiyor:

“Beyindeki sinir yolları, ilk başta dar patikalardır. Tekrar ettikçe genişler, sonunda otoyola dönüşür.”

Yani öğrenmek zaman ister, tekrar ister, sabır ister. Ama yetişkinler çoğu zaman çocuğun hızına değil, kendi beklentisine odaklanır.

Çocuk yavaş olduğunda onu “inatçı” sanırız, oyun oynadığında “oyalanıyor” deriz, soru sorduğunda “sus artık” deriz.

Oysa her oyun, her deneme, beyninde yeni yollar açar. Bu yollar bir kez oluştu mu, öğrenme artık kalıcıdır.

Düşünmek İçin Henüz Zamanları Var

Belgeselde nörologlar şunu açıkça anlatıyor: Çocukların beyni, özellikle prefrontal korteks (yani planlama, mantık ve özdenetim merkezi) 7 yaşına kadar tam gelişmemiştir.

Bu yüzden, küçük bir çocuğun “mantıksız” davranması doğaldır. Onlardan “mantıklı” olmalarını beklemek, bir balıktan tırmanmasını istemek gibidir.

Bir anne belgeselde şöyle diyor:

“Çocuk bir şey yaptığında onu bağırarak durdurmaya çalışmam. Sadece sakinleşmesini beklerim. Çünkü o hâlâ öğreniyor.”

Batı dünyasında ise genellikle tam tersi olur: Biz, çocuğun “kendi hızında büyümesine” değil, bizim hızımıza yetişmesine çalışırız.

Kültürel Körlük: Pistachio Dondurma Benzetmesi

Michaeleen Doucleff, araştırmasında şaşırtıcı bir gerçeğe dikkat çekiyor:

“Çocuk gelişimiyle ilgili çalışmaların %96’sı Batı dünyasından geliyor.”

Bu, çocukluk kavramını yalnızca tek bir pencereye sığdırmak demek. Doucleff bunu mizahi bir örnekle anlatıyor:

“Bu, dondurma çeşitlerini araştırmak için dondurmacıya gidip sadece fıstıklı dondurmayı tatmak, sonra da ‘tüm dondurmalar fıstıklıdır’ demeye benziyor.”

Oysa çocuklar dünyanın her yerinde farklı koşullarda, farklı kültürlerde büyüyor. Ve her kültür, çocuklara farklı beceriler kazandırıyor.

Batı’da bireysellik vurgulanırken, Maya veya Inuit topluluklarında topluluk bilinci ve katkı ön planda.

Belki de en sağlıklı çocuklar, güvenle birey olabilen ama aynı zamanda ait hissetmeyi bilen çocuklardır.

 Bir Anne ve Bir Çocuğun Dönüşümü

Rosie’nin annesi, belgeselin sonunda şöyle anlatıyor:

“Eskiden her şeye karışırdım. Sürekli ‘Dur! Düşeceksin! Kıracaksın!’ derdim. Şimdi sadece izliyorum. Çünkü ona güvenmeyi öğrendim.”

Ve Rosie’nin cevabı, bu yolculuğun anlamını özetliyor:

“Artık annem daha az bağırıyor. Ben de daha az ağlıyorum. Çünkü o bana güveniyor.”

İkisi de değişmişti. Birbirlerini “düzeltmeye” çalışmayı bırakmış, birlikte öğrenmeyi seçmişlerdi.

Oyun, Beynin Doğal Dili

Gerald Hüther’in sözleri belgeselin kalbinde yer alıyor:

“Çocuklar oyunla öğrenir. Çünkü oyun, keşif ve yaratıcılığın doğal alanıdır.”

Bir çocuk bir şey inşa ederken, düşürürken, yeniden yaparken sadece eğlenmiyor; beyninde sinir ağları kuruyor.

Bu yüzden “oyun” asla zaman kaybı değildir. Aksine, oyunu elinden alınan çocuk, öğrenme enerjisinden mahrum kalır.

Modern toplumda biz oyun yerine testler koyduk. Ama çocuk beyninin tek istediği şey, denemek, bozmak, yeniden yapmak.

Modern Dünyada Çocuk Olmak

Belgesel, günümüz ebeveynlerine ayna tutuyor. Yoğun, stresli, yorgun bir dünyada çocuk yetiştiriyoruz. Ve çoğu zaman kolay çözüme kaçıyoruz: Ekranlar, programlar, “akıllı” oyuncaklar…

Uzmanlar hatırlatıyor: Sorun ekranın kendisi değil, yerine geçen zaman.

“Her dakika ekran başında geçirilen zaman, bir yetişkinle konuşma, bir arkadaşla oyun ya da hayal kurma süresinden çalınan zamandır.”

Bu yüzden mesele “ekran yasaklamak” değil, çocuğa etkileşimli, gerçek yaşam deneyimleri sunmak.

Bir çocuğun beyni, dijital renklerle değil; dokunmak, dinlemek, taklit etmek yoluyla gelişir.

Türkiye’ye Dönelim: Biz Nasıl Görüyoruz?

Rosie’nin hikâyesi, dünyanın her yerinde yankı bulabilecek bir hikâye. Çünkü çocuklar, kültürden kültüre farklı görünebilir ama özünde aynıdır: Sevilmek, keşfetmek ve güvenilmek isterler.

Belki de Türkiye’de de çocuklara biraz daha güvenmeyi, onları “yönlendirmek” yerine “eşlik etmeyi” öğrenmeliyiz.

Okullarda ve evlerde “uslu” değil, meraklı çocuklara alan açalım. Çünkü dünyayı ileriye taşıyanlar hep “neden?” diyenlerdir.

Lumaverse’ten Küçük Bir Düşünce

Bu belgesel bize şunu hatırlatıyor: Çocuklar bizim yetiştirdiğimiz bireyler değil, birlikte büyüdüğümüz öğretmenlerdir.

Eğer onlara güvenmeyi öğrenirsek, hem onların dünyası genişler, hem bizim kalbimiz sakinleşir.

Belki de çocukları anlamak, kendimizi affetmenin en güzel yoludur.

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar

Otizm ve Ekranlar: Bilim Ne Diyor, Uzmanlar Ne Anlatıyor?
Dijital Ekran Kullanımı ve Çocuk Gelişimi

Otizm ve Ekranlar: Bilim Ne Diyor, Uzmanlar Ne Anlatıyor?

Otizm ve ekran kullanımı arasındaki ilişki, son yıllarda uzmanların en çok uyardığı konulardan biri haline geldi. MomTalks’ta Psikolog Cihan Çelik’in anlattıkları ve Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın açıklamaları, özellikle 0–3 yaş döneminde ekran maruziyetinin çocuklarda dil, iletişim ve sosyal gelişimi olumsuz etkileyebildiğini gösteriyor. Bilimsel araştırmalar da yoğun ekran kullanımının otizme benzer iletişim gerilikleriyle bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor. Bu yazıda erken yaşta ekranın etkilerini, riskleri ve ebeveynler için uygulanabilir çözümleri bulacaksınız.

DEVAMINI OKU
Çocuklar Gerçekte Nasıl İşler? Rosie ve Bir Annenin Öğrenme Yolculuğu
Çocuk Gelişimi

Çocuklar Gerçekte Nasıl İşler? Rosie ve Bir Annenin Öğrenme Yolculuğu

ARTE’nin “Çocuklar nasıl işler?” belgeselinden ilhamla: çocuk beyni nasıl çalışır, oyun neden bu kadar önemli ve neden güven en iyi eğitim aracıdır?

DEVAMINI OKU
Okullarda Telefon Yasağı: Sessizlik mi, Dikkat mi? (Avustralya’dan Dünyaya Bir Ders)
Dijital Ekran Kullanımı ve Çocuk Gelişimi

Okullarda Telefon Yasağı: Sessizlik mi, Dikkat mi? (Avustralya’dan Dünyaya Bir Ders)

Avustralya’daki telefon yasağı, çocuklarda dikkat ve iletişimi güçlendirdi. Peki Türkiye’de de uygulanmalı mı?

DEVAMINI OKU
Ekranlar, Çocuklar ve Gerçek Hayat: Ne Zaman ve Nasıl “Tamam” Demeliyiz?
Dijital Ekran Kullanımı ve Çocuk Gelişimi

Ekranlar, Çocuklar ve Gerçek Hayat: Ne Zaman ve Nasıl “Tamam” Demeliyiz?

Uzmanlara göre çocuklar için ekran süresi yasaklanmamalı, bilinçli yönetilmeli. Dr. Radesky ve Prof. Przybylski’den ebeveynlere altın öneriler.

DEVAMINI OKU